Kayseri ilimizde yaşanan menfur ancak münferid bir olayın bahane edilmesi suretiyle son birkaç gündür yaşanan mülteci karşıtı sokak protestoları, toplumumuzda derin endişelere yol açmaktadır.
Bu süreçte hem toplumsal huzurun korunması hem de insani değerlerimizin muhafaza edilmesi büyük önem arz etmektedir. Bir suçlu varsa, cezasını verecek olan yargıdır, şahıslar değildir. Cezayı devlet değil de şahıslar verirse anarşi çıkar, teröristlere fırsat çıkar. Kayseri’de yaşanan menfur olayın kitlelere servis edilme biçimi ve insanların adeta gizli bir el tarafından sokaklara çekilmesi, “işin içinde iş var.” Kanaatini güçlendirmektedir.
Bu gizli el ya da eller, kendilerini her ne kadar gizlemeye çalışsalar da basiret ve firaset sahibi olanlar bunları çok iyi tanır ve bunlara asla prim vermez. Yabancı düşman istihbarat örgütlerinin, piyonlarını kullanarak bazı illerimizde başlattıkları ırkçı saldırılar, aralarında kendi vatandaşlarımızın ve kolluk güçlerimizin de bulunduğu masumlara zarar verme boyutuna ulaşmıştır.
Bunlar Gazze’de akıttıkları kana doymamışlar, Lübnan’a da saldırmışlar, ardından gözlerini Suriye’ye ve nihayetinde Türkiye’ye dikmişlerdir.
Suriye yönetimi ile ülkemizin menfaatleri doğrultusunda Suriyeli mültecilerin geri dönmesine yönelik adımlar atılırken ülkemizi zor duruma sokmak isteyen istihbarat örgütlerine ve onların sosyal medyadaki provokatörlerine karşı uyanık olalım ve kışkırtmalara, tahriklere karşı itidal ve teenni ile hareket edelim.
Türkiye misafirperverliğiyle ve İslam tarihindeki “Ensar-Muhacir Kardeşliğini” referans almasıyla tanınan müslüman bir halk örneğini ortaya koymuştur. Bu gelenek ve inanç, bize zorda kalan tüm insanlara yardım elini uzatma sorumluluğunu da yüklemektedir.
Mülteci sorunu, sadece Türkiye’nin değil, tüm dünyanın ortak sorunudur ve bu meseleye uluslararası iş birliği ve insani yardımlaşma çerçevesinde çözüm aramak en doğru yoldur.
Bu süreçte birlik ve beraberliğimizin zedelenmesine asla izin vermeyelim.
Resmi açıklamalar dışında açıklamalara kulak vermeyelim. Doğruluğundan emin olmadığımız haberi ve bilgiyi asla yaymayalım. Unutmayalım ki, her birimiz bu ülkenin geleceğinde sorumluluk sahibiyiz ve huzur içinde bir toplum inşa etmek hepimizin ortak görevidir.
Saygılarımızla,
EHL-İ SÜNNET ÂLİMLER BİRLİĞİ (ESAB) 2 Temmuz 2024 / 26 Zilhicce 1445 Salı – KONYA

